
Hafızalarımıza Kreidler’in kurucu üyesi ve To Rococo Rot’un başat figürü olarak kazınan Stefan Schneider’in solo projesi Mapstation, bugüne değin Alman elektronik müzik sahnesinde özellikle Staubgold, Scape ve Karaoke Kalk gibi birbirinden değerli etiketlerden çıkardığı albümlerle hatırı sayılır bir ilgiye mazhar oldu. Naif ve melodik yapısı kuvvetli, döngüler üzerine oturtulan minimal dokunuşlarla zenginleştirilmiş mütevazi bir çalışma olan The Africa Chamber’da zaman zaman Neu!, Kraftwerk ve DAF gibi ekol olmuş isimleri andıran ritmik ve tekrar üzerine kurulu yapılar etrafımızı sarıyor. Albümün adından da tahmin edilebileceği üzere, parçaların alt yapılarına hakim olan Afrika öğeleri, Schneider’in bu çalışmasında efsanevi Fela Kuti’nin Africa 70 projesindeki onlarca isimden biri olan perküsyonist Nicholas Addo-Nettey ile birlikte çalışmasından kaynaklanıyor.
Bu yazı Babylon derginin 2010 bahar sayısında yayınlanmıştır.

Projenin ortaya çıkışı Fransız yönetmen Pascal-Alex Vincent’ın, başrollerinde ikiz kardeş oyuncular Victor ve Alexandre Carril’in oynadığı filminin çekimleri için ekiple birlikte çıktığı yolculukla gelişiyor. Vefat eden ve hiç tanımadıkları annelerinin cenazesine katılmak için yola çıkan iki kardeşin hayatlarını altüst eden yolculuğu hikaye eden filmin çekimleri Fransa ve İspanya’nın kırsal kesimlerinde gerçekleştirilmiş. Çekimler esnasında yapılan yolculuk akşamlarına en çok ikiz kardeşlerin tutkunu oldukları Tarwater’ın müzikleri ses vermiş. Bir süre sonra yönetmenin dinlenen müzik ve çekilen film arasında bir bağın oluşabileceğini hissetmesi ve Tarwater elemanları ile temasa geçerek gönderdiği kısa çekimler üzerinden film için müzik yapıp yapmayacaklarını sormasıyla tetiklenen heyecan verici bir süreç, Tarwater’in projeye olur demesiyle şekillenmiş.
Çalışmada To Rococo Rot’un diğer iki elemanı Stefan Schneider ve Robert Lippok’un da bazı parçalarda katkı yaptığını görüyoruz. Toplam 40 dakikalık bir süre içinde filmin duygusal ve pastoral tadını yakalamak rahatlıkla mümkün oluyor. Akustik referansların geçmiş Tarwater albümlerine nazaran daha bolca kullanıldığı çalışmadaki parçaların süreleri doğal olarak ortalama 2-3 dakika civarında. Buna rağmen sıklıkla güçlü ve etkileyici ara pasajlarla karşılaşmak da mümkün. Örneğin zengin enstrümantasyonu ve melodik yapısıyla açılışı yapan “Snail”, özellikle banjonun öncülüğünde kırsal atmosferin etkinlikle verildiği “The Blacktop”, derinlik hissiyatı ve görece hızlı temposuyla dikkat çeken daha bir elektronika referanslı “Time Slipped By” ve Lippok’un ekolu vokaliyle ekstra lezzetlenen kapanış parçası “Chairs” bu anlamda ilk aklımıza takılanlar.