13 Şubat 2010 Cumartesi

Circulasione Totale Orchestra. Bandwith. Rune Grammofon. 2009

Bu yazı www.cazkolik.com web sitesindeki AKsi-isTİKAMET isimli köşe için hazırlanmıştır. Güncel diğer yazılar için lütfen tıklayınız : www.cazkolik.com/okanaydin_detay.php

AKsi-isTİKAMET bilinçli bir alternatif güzergah oluşturma gayret ve eylemini, el(eğ)imize düşenler içinden kadrajımıza girecek olanları belirleyen bir filtrelemeyi, sıklıkla rutinin / yığının içinde kaybolma riskini göze alarak nazar-ı dikkatimizin periferilerine usulca bırakılanlara kulak kabartmaya yelteneceğimiz bir odaklanmayı ve nihayetinde satır aralarına da dikkat kesilen ikincil bir okumayı hakeder nitelikte olduğunu düşündüğümüz frekansları daha net, yakın ve anlaşılır kılma çabalarımızın naïf bir yansımasını ifade ediyor. Zaman içinde farklı katmanlar arasında gelgitler yapacak, değişik renk ve desenlere bulanacak, rotasındaki esnemelerle içerik haritasındaki hacimsel ve türsel boyutu genişletecek ve umarız ki siz takipçilerinin müzikal keyif duyargalarına farklı lezzetlerden bir parmak dahi olsa bal çalmak gayretiyle, dinleme kulvarında pupa yelken yol almaya devam edecek bir yol ve yolculuk manifestosu yada. Belki de gölgesi bu satırlara düşecek olan ve Ursula K. Le Guin’in “Mülksüzler”de “Gerçek yolculuk geri dönüştür” ifadesinde anlamını bulan gayretkeş bir aksi seda.

Vira diyerekten ilk seferimizde bize eşlik edecek olan çalışmaya yakından bakmadan önce, ilk yazıya konu olan bu albümün, özetlemeye çalıştığımız bakış açısının tanımsal çeperleri hakkında doğru ve sağlam ipuçları taşıdığını da belirtelim hemen. Elimizdeki albüm kasım ayının başında Norveç orjinli alternatif plak şirketi Rune Grammofon etiketiyle yayımlanan ve canlı konser kayıtlarından oluşan 3 CD’lik bir toplama.Bandwidth isimli çalışmanın altında, geçmişi 80’lerin ortasına dek yaslanan, zaman içinde birçok üye değişikliği yaşasa da ana figür olan saksafoncu ve klarnetçi Frode Gjerstad ekseninde gelişen bir topluluğun adı var: Circulasione Totale Orchestra.

Detaylara girmeden birkaç cümle de bu nev-i şahsına münhasır etiket hakkında edelim isteriz. Sanıyorum ki Rune Grammofon ismiyle ilk tanışmam 2002 yılında The Wire dergisiyle birlikte verilen bir toplama albüme denk düşüyor. Fjord Focus – A Norwegian Sampler isimli bu çalışmada Norveç’ten çıkan sesler ve etiketler biraraya getirilmişti. Noxagt, Jazzkammer, Kim Hiørthoy, Jaga Jazzist, Food ve Close Erasegibi isimlerin yanısıra plak şirketi olarak da Rune Grammofon, Smalltown Supersound ve Jazzland isimlerini hafızamda bir kenarlara not aldığımı hatırlıyorum. Sonrasında 2007 yılında aynı dergi bu defa sadece Rune Grammofon çalışmalarına odaklanan Runeology 3 isimli “showcase” tadındaki toplamayı da okuyucularına armağan etmişti. Bugüne değin 90 civarı albüme imza atan etiket aslında Rune Kristoffersen’ın başını çektiği küçük bir ekibin istikrarlı çabasının ve tutarlı müzikal tutumlarının bir eseri. Maceraperestliğin ve yaratıcılığın besleyip sürüklediği Norveç orjinli müzisyen ve bestecilere kucak açmış bir etiket olarak, geride kalan yıllar boyunca oldukça etkileyici bir sanatçı / albüm listesi oluşturmayı başaran Rune Grammofon, özellikle aynı zamanda bir müzisyen de olan Kim Hiørthoyun elinden çıkma benzersiz albüm kapak tasarımları, plastik içermeyen digipak CD’leri ve en önemlisi sınır tanımayan, samimiyet göstergesi yüksek, kişisel dışavurumları içeren yeni isimlere de yer vermesiyle adından övgüyle söz edilmeye değer bir etiket. Ara bir not olarak bu etiket ve ön plana çıkan albümleriyle ilişkili detaylı bir yazıyı aralık başında raflarda yerini alan Babylon derginin kış sayısında bulabileceğinizi de belirtelim.

Geçtiğimiz ay yayımlanan ve Circulasione Totale Orchestra’nın ( CTO ) Molde, Moers ve Zürih caz festivallerinde verdikleri konserlerin kayıtlarından oluşan Bandwidth isimli albümün toplam süresi 3 saate yaklaşıyor. Geçmişinin aslında oldukça geriye gittiğini belirttiğimiz CTO’yu uluslararası bir emprovizasyon topluluğu olarak tanımlamak mümkün. İlk defa karşımıza 1984 yılında çıkan CTO, zaman zaman 10 kişinin üzerine çıkan oldukça kalabalık bir topluluk olsa da, bu süreç zarfında ekibin hem üyelerinde ciddi isim değişiklikleri yaşanmış, hem de belli dönemlerde proje bir nevi beklemeye / nadasa alınmış. Grubun tüm bu uzun ve dolambaçlı yol boyunca başını çeken ismi ise Norveçli saksafon ve klarnet sanatçısı Frode Gjerstad.

Bandwidth albümüne imza atan CTO kadrosunda oldukça geniş ve farklı müzikal janrlardan isimler biraraya getirilmiş durumda. Bahsettiğimiz yelpaze açıklığı sadece isim sayısı ve türlerle de sınırlı değil. Bir örnek vermek gerekirse grup üyeleri içinde aralarındaki yaş farkı neredeyse iki jenerasyona çıkan isimler dahi var. Albüm akustik, elektrik ve elektronik enstrümanların birlikteliğinde ortaya çıkarılan ve benzersiz tadlar sunan bir doğaçlama dinleti niteliğinde. Arşivlik bir çalışma olarak gördüğümüz albüm “özgür caz” ve “emprovizasyon”un etkileyici birlikteliğinde amansızca yol alan ve farklı kulvarlarda gezinmekten bir an olsun sakınmayan cesur bir yolculuğun seyir defterini ifadeliyor adeta. Burada bir es vererek çalışmada imzası bulunan isimlerin bir listesini vermek suretiyle yorumlarımıza devam edelim.

Her üç CD’de ismi geçenler : Frode Gjerstad (saksafon ve klarnet), Louis Moholo-Moholo (davul), Morten J. Olsen (elektronikler ve davul), Anders Hana (elektro gitar), Nick Stephens (akustik bas), Børre Mølstad (tuba), Sabir Mateen (saksafon ve klarnet), Kevin Norton (vibrafon), Bobby Bradford (kornet) - Bobby Bradford 70’li yaşlarında, 61-63 arası Ornette Coleman dörtlüsünde çalmış önemli bir müzisyen bu arada - ve Lasse Marhaug (elektronikler). Bunun dışında Paal Nilssen-Love (davul) ve Ingebrigt Håker Flaten (akustik bas) ilk iki CD’de, Per Zanussi (elektrik bas) ve Hamid Drake (davul) ise sadece üçüncü CD’de adı geçen müzisyenler. İlk iki CD “Yellow Bass and Silver Cornet II / III”, son CD ise “Dancing In St. Johan IV” isimlerini taşıyor. Ek bir bilgi olarak “Yellow Bass and Silver Cornet I”in CTO’nun 2008 yılında yayımladıkları“Open Port” albümündeki bir parçanın adı olduğunu da belirtelim.


1948 doğumlu olan Frode Gjerstad ilk olarak 20’li yaşlarında trompet çalarak emprovize müzikle ilgilenmeye başlıyor ve 70’li yılların ilk yarısını İsveç’te benzer tarzlarda çalan müzisyenlere tanıştığı bir dönem olarak geçirmeden önce de nihai tercihi olarak tenor saksafonda karar kılıyor. Küçüklüğüne ait müzikle ilgili notlardan biri babasının 10 yaşında kendisine hediye ettiği gramofon, diğeri ise daha o dönemden hafızasına kazınan önemli bir müzisyen; Eric Dolphy. Sonrasında “free jazz”ın isim babası Ornette Coleman ve akabinde Albert Ayler, Miles Davis, Cecil Taylor, John Coltrane gibi isimlerin etkisinde geçen bir gençlik dönemi. Küçük yaşlarda üyesi olduğu bir blues grubundaki saksafoncunun gruptan ayrılmasıyla tenor saksafon çalmaya başlamış olmasını ise kendi hayatının en önemli dönüm noktalarından biri olarak anımsıyor Gjerstad.

Norveç’te yerleşik bir emprovize müzik kültürünün / altyapısının olmaması nedeniyle yoğunlukla uluslararası isimlerle birarada çalıştığı bu uzunca süreç farklı ikili, üçlü projelerin içinde görüyoruz Gjerstad’ı. Frode Gjerstad CTO ekibini ilk oluşturduğunda ise dönemin modern rock ritimlerini merkeze alan ve elektrikli enstrümanların yoğunlukla kullanıldığı bir proje olarak şekillendiriyor bu topluluğu. Ekip ağırlıklı olarak emprovizyonlar aracılığıyla kendi yolunu çizerken, zaman zaman da Gjerstad’ın kompozisyonlarını çalıyor yada çıkış / kerteriz noktası olarak alıyor. Bu yapısıyla CTO aslında çeşitli genç müzisyenlerin uğrak yeri olan bir atölye görevi de görüyor zaman içinde. Bu denli kalabalık bir ekibin çok uzun yıllar boyunca aynı kadro ile devam etmesi mümkün olmadığından 90’ların sonunda çekirdek bir kadro ile oluşturduğu Frode Gjerstad Trio’da, davulda Paal Nilssen-Love ve basta Øyvind Storesund ile birlikte çalıyor Gjerstad. 1997 yılında ülkesinde “Yılın Caz Müzisyeni” seçilen sanatçı bahsettiğimiz farklı projelerine de yoğun olarak devam ediyor. Örneğin saksafoncu ve klarnetçi Peter Brøtzmann ile 1999 ve 2003 yıllarında, duayen / veteran üstad gitarist Derek Bailey ile 2001 ve 2003 yıllarında, İskandinav gürültü müziğinin önemli ismi Lasse Marhaug ile 2003 ve 2004 yıllarında çeşitli çalışmalara imza atan sanatçı, uzun kariyeri boyuncaWilliam Parker, Hamid Drake, John Stevens, Courtney Pine, Han Bennink, Ken Vandermark, Borah Bergman, Steve Hubback, Kevin Norton gibi isimlerle de birçok albüme imza atarak yada beraber çalarak hatırı sayılır bir müzikal külliyat oluşturuyor.

Ancak sanatçının tıpkı CTO projesinde olduğu gibi aktif üyesi olduğu başka topluluklar da yok değil. Bunlardan belki de en ayrıksı duranı daha deneysel tınılarla beslenen, gürültülü ve güçlü ritimlerin rock, elektronik ve caz sularında gezindiği ve aynı zamanda kurucusu da olduğu Ultralyd projesi. HaricindeDetail ve İngiliz basist Nick Stephens’la başını çektikleri Calling Signals da sanatçının diskografisindeki diğer önemli kilometre taşı gruplar.

Burada bir parantez açıp aslında Frode Gjerstad’ın dünya çapında tanınan Jan Garbarek’in biraz gölgesinde kaldığını da belirtmemiz lazım. Garbarek ziyadesiyle ECM ekolü olarak adlandırabileceğimiz daha durağan, uçuk ve sanki öte dünyadan gelen melodiler / kurgular üzerine odaklanırken, Gjerstad’ın daha deneysel, gürültülü ve doğaçlamanın kaotik / girift yapısından beslenen bir yolu seçtiğini söylemek sanırım mümkün. Daha enerji yüklü, daha saldırgan ve daha açılımlı bir müzikal yaklaşım söz konusu burada.


CTO projesine dönüp, grubun Fjorde Gjerstad’ın sözleriyle nasıl ifadelendiğine bakalım isterseniz : “Aslında CTO bir akustik-elektrik topluluğu. Birçok müzikal düşüncenin ve etkinin biraraya getirildiği bir alan; bilinen akustik seslerin yanısıra çok öteden gelen ve alışageldiğimiz seslerin dışındaki tınılara yer açan bir alan bu. Bildik akustik varyasyonların ötesine geçebilmek ve yeni yollar keşfedebilmek için elektronik müzikle de yanyana duran bir proje. O yüzden projedeki müzisyenlerin kendi kimliklerini müziğe yansıtabilmeleri oldukça önemli. Bu aslında bir şekilde emprovize müziğin kutsanması ve süregelen bir müzikal evrim.”


Çalışmada ortalama süreleri 15’er dakikalar civarında dolaşan 12 parça var. Albümün genelinde oldukça güçlü bir enerji alanı ve adeta yüksek bir sıçramaya / seviye farklılığına imkan verecek denli kuvvetli ve genişçe bir alana yayılmış bir müzikal çeşitlilik görüyoruz. Emprovize müzik için kilit vazifesi gördüğünü belirtebileceğimiz kimin sadece ne çaldığı değil aynı zamanda ne çalmadığının da maharetle kotarıldığı bir çalışma bu. Uzun parçaların belli yerlerinde bir enstrümanın peşine takılıp giderken, her adımda yanıbaşınızda başka başka ses öbekleri bulduğunuz ve tüm bu girift yapıdan bir şekilde çıkar yolun bulunduğu, tüm enerjinin akışkan ama dengeli bir şekilde tepe noktasında yüceltildiği bir müzikal kutlama. Arada minik elektronik pasajların ve sentetik seslerin eşlik ettiği tribal ve ayinsel vurmalı ritimler. Bazen davul ve gitarın sürüklediği daha rock tandanslı dakikalar. Çoklukla bahsettiğimiz derinlikli katmanlardan bir şekilde kendi yollarını bulup yüzeye çıkan ses kümelerinin yarattığı kuvvetli, dinamik ve yüksek tempolu bir ambiyansın işitsel dökümanteri.

Elbetteki bu kadar kalabalık bir ekip sıklıkla gürültü ( noise ) müziği ile de kesişen bir üretimi de beraberinde getiriyor. Ama her müzisyenin nerede durması gerektiğini bilmesi, özellikle gitar ve elektroniklerin yaratılan dengeyi bozucu değil de onu tatlandırıcı, renklendirici, yoğunlaştırıcı ve bir anlamda kan akışını ivmelendirici faktörler olarak kullanılması alkışı hakeder nitelikte. Belki tüm bu özetlediklerimizin tamamını albümdeki ilk parçada dahi bulmanız mümkün.

Deneysel elektronik müzikte sıklıkla karşımıza çıkan minimal, uçuşan, naif ve yumuşak dokunuşlar; buradaki kaotik, çoğul ve coşkun yapının içinde doğal olarak birkaç perde yukarıdan yerleştirilmiş durumda. Bu da bazı kısımlarda avangart caza alışık kulaklar için dahi zorlayıcı bir etki yaratabiliyor. Ancak altını çizmek istediğimiz bu proje kapsamında özellikle elektroniklerin kalabalık bir performans grubu içinde kendine ait çizdiği rota, hatta bundan da öte, bir başat faktör olarak diğer tüm enstrümanların farklı kombinasyonlardaki birlikteliklerine başka bir janrın coğrafyasının dilini, aksiyomlarını ve dinamiğini getirmiş olması.


Bu eklemleme aslında çalışmanın en dikkat çekici kısmını oluşturan artısı. Resimde perspektif algısının ortadan kalkması nasıl farklı bir okumayı / görmeyi gerektiriyorsa, bu ilk yazımızda değerlendirmeye çalıştığımız Circulasione Totale Orchestra’nın Bandwidth isimli son çalışması da, alışageldik dinleme pratiklerimizim bizi rahat ettiren kalıplarından sıyrılıp, kendimizi belki biraz da rahatsız hissedebilme riskini göze alarak yola çıkmamızı gerektiriyor. Doğal, naturel olanın akustik kimyası ile; ikinci yollardan üretilen / damıtılan ses kümelerinin birlikteliğinde renklenen bu girift, coşkulu, enerjik, dinamik ve maceracı yolculuğa çıkma cesaretini gösterenleri, gerçekten yuvaya geri dönüşlerinde bambaşka tınılardan beslenen benzersiz bir keyfin beklediğini belirtelim.

Bu yazı www.cazkolik.com web sitesindeki AKsi-isTİKAMET isimli köşe için hazırlanmıştır. Güncel diğer yazılar için lütfen tıklayınız : www.cazkolik.com/okanaydin_detay.php

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme